2007 –
2008 ÖĞR. YILI, S.Ü. HUKUK FAK. BORÇLAR HUKUKU GENEL HÜK. VİZE İMTİHANI
18.01.2008
TALİMAT: 1) Süre 45
dakikadır. 2) Her soru 4 puandır. 3)Yanlışlar doğruları götürmez. 4) Mevzuat
kullanılabilir. 5) Sorular ve
cevapları 19.01.2008’de www.sahinakinci.com
adresinde yayınlanacaktır.
SORULAR
VE
AÇIKLAMALI
CEVAPLAR
S. 1.
Aşağıdakilerden hangisi hukuki işlem değildir? (2007 Adli
Yargı Hakim ve Savcılık S.S.)
A)
Temerrütte bulunan borçluya ek süre tayini B) Takas beyanı C) Sözleşmenin feshi D) Şirket yönetim kurulu kararı E) İlan suretiyle vaat
CEVAP:
Bu sorunun
doğru cevabı A seçeneğidir. Çünkü temerrüda düşen
borçluya ek süre verilmesi hukuki işlem değil, hukuk işlem benzeri bir fiildir.
Takas, sözleşmenin feshi ve ilan suretiyle vaat tek taraflı hukuki işlemdir.
Kararlar ise çok taraflı hukuki işlem olarak nitelendirilirler.
S.
2. Hata ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? (2007 Adli Yargı Hakim ve Savcılık S.S.)
A)
Kendi kusuruyla hataya düşen taraf sözleşmeyi iptal edemez. B) Karşı tarafın, hataya düşenin gerçekte yapmak istediği sözleşmeyi
icraya hazır olduğunu bildirmesi halinde iptal hakkı kullanılamaz. C) Beyan hatası hallerinden farklı olarak, saikte hata sebebiyle sözleşmenin iptali için hatanın
esaslı olması gerekir. D) Borçlar
Kanunu’na göre, hata nedeniyle sözleşmeyi iptal hakkının hatanın fark edildiği
andan itibaren 1 yıl, her halde sözleşmenin kurulduğu andan itibaren 10 yıl
içinde kullanılması gerekir. E) İptal hakkı bakımından kanunda öngörülen
sürenin dolduğu, muhatap tarafından defi olarak ileri sürülmedikçe hâkim
tarafından kendiliğinden göz önünde tutulamaz.
CEVAP:
Doğru
cevap B’dir. Çünkü BK. M. 25/II’ye
göre hataya düşenin yapmayı kastettiği akdi diğer taraf icra etmeye hazır
olduğunu bildirirse, bu akit hataya düşeni bağlar. Hata edenin böyle bir
durumda akdi iptal etmek istemesi dürüstlük kuralına da aykırı düşer.
A seçeneği
yanlıştır. Çünkü hataya düşen zaten dikkatsizliği sonucu düşmektedir. Yani hata
eden genellikle kendisi kusurlu olacaktır. Böyle bir durumda iptal hakkının
tanınmaması hata hükümlerini uygulanmasını neredeyse imkansız
hale getirir. Zaten Kanunda da kusuruyla hataya düşenin tazminat isteyemeyeceği
yönünde bir kural bulunmamaktadır.
C Seçeneği
de yanlıştır. Zira akdin iptal edilebilmesi için hatanın esaslı olması gerekir.
Bu kural tüm hata türleri için geçerlidir.
D Seçeneği
yanlıştır. Çünkü Kanun 10 yıllık bir üst sınır öngörmemiştir.
E de
yanlıştır. Çünkü iptal süresi hak düşürücü bir süredir. Bu nedenle resen
gözetilmesi gerekir. Zamanaşımı süresi olsaydı def’i olarak ileri sürülmesi
gerekirdi.
S. 3.
Dürüstlük kuralı aşağıdakilerin hangisinde uygulanmaz? (2006 İdari
Yargı Hakimlik S.S.)
A)
Borçların ifasında B) Hakların kullanılmasında
C)
Sözleşmelerin değişen şartlara göre uyarlanmasında
D) Hukuki işlemlerde taraf irade beyanlarının yorumlanmasında E) Hukuki işlemlerin birinci derecedeki noktalarının
tamamlanmasında
CEVAP:
Doğru cevap
E seçeneğidir. Çünkü hukuki işlemin 1. derecedeki noktalarında boşlu varsa
tarafların iradeleri uyuşmamış dolayısıyla akit kurulmamış demektir. Kurulmamış
bir akdin tamamlanmasından söz edilmez.
S. 4. S ile A arasında adi yazılı olarak
yapılan taksitle bilgisayar satım sözleşmesinde taksitlerden birinin gecikmesi
halinde aylık % 5 gecikme faizi ödenmesi öngörülmüştür. A’nın
taksitlerini sık sık geciktirmesi üzerine, S
telefonla “bundan böyle gecikilen her ay için gecikme faizinin aylık % 10
olduğunu” bildirmiş, A da bunu kabul etmiştir.
Buna
göre, taraflar arasında faizin aylık % 10 oranına çıkarılmasına ilişkin
anlaşmayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? (2006
İdari Yargı Hakimlik S.S.)
A) Bu anlaşma
icap ve kabul şeklinde oluşmuştur, geçerlidir. B) Uyuşmazlık halinde, bu
anlaşma ispat edildiğinde geçerlidir. C) Bu anlaşma geçerlilik şekline uygun olmadığı için
bağlayıcı değildir. D) Bu anlaşma
A’nın önceki taksitlerini geç ödediğinin ispat edilmesi
halinde geçerlidir. E) Bu anlaşma tehdit
altında yapılmamış ise geçerlidir.
CEVAP:
Taraflar
yazılı olarak yapmış oldukları bir sözleşmede değişiklik yapmak
istemektedirler. Menkul satımı kural olarak belli bir şekle bağlanmamıştır.
Ancak BK. m. 16’ya göre taraflar, Kanunun şekle bağlı kılmadığı bir sözleşmeyi
şekle bağlı hale getirebilirler. Buna iradi şekil denir. Eğer bir şekil
mecburiyeti öngörülmüşse, bu şekil ister kanuni, ister iradi şekil olsun, o
şekle uygun olmayan sözleşmeler geçersiz sayılırlar. BK. m. 12’ye göre, ise
yazılı şekle tabi tutulmuş bir sözleşmenin değiştirilmesi de aynı şekle
tabidir. Bu nedenle, olaydaki sözleşme geçerlilik şekline uygun olmadığı için
bağlayıcı değildir.
S. 5. Bir satım
sözleşmesinde tarafların irade beyanlarının satılan mal üzerinde uyuşmamış
olması durumunda aşağıdakilerden hangisi söz konusu olur? (2001 İdari
Yargı Hakimlik S.S.)
A) Sözleşme yok
hükmündedir. B) Sözleşme batıldır.
C) Sözleşme iptal edilebilir. D)
Sözleşme eksiktir. E) Sözleşme hakim tarafından tamamlanır.
CEVAP:
Tarafların iradeleri akdin
objektif esaslı noktaları üzerinde uyuşmamıştır. Bu durumda akit kurulmamış
olur. Yani yok hükmündedir. Doğru cevap A seçeneğidir. Yoklukla malul olan bir
sözleşmenin butlanından, iptalinden, eksikliğinden ya da hakim
tarafından tamamlanmasından söz edilemez.
S. 6. (S), arkadaşı T’ye ait
buzdolabını kendi hesabına
(Ü)’ye satmıştır. Bu olayla ilgili olarak aşağıdaki
yargılardan hangisi doğrudur? (2001 İdari Yargı Hakimlik S.S.)
A) (S) ile (Ü) arasındaki satım
sözleşmesi, sözleşmenin konusu baştan itibaren imkânsız olduğundan batıldır.
B) (S) ile (Ü)
arasındaki sözleşme geçerlidir, (S) ifada bulunmazsa, (Ü)’nün zararlarını
ödemek zorundadır.
C) (S) ile (Ü) arasındaki sözleşme
(T)’nin icazet vermesiyle geçerli olur. D) Burada dolaylı temsil vardır; (T),
buzdolabını (Ü)’ye teslim etmedikçe, (S)’den satım bedelini talep edemez. E) Sözleşme geçerlidir; ancak (S)’nin ifada bulunması mümkün olmazsa borç sona erer.
CEVAP:
Yapılan işlem bir taahhüt
işlemidir. Taahhüt işlemi yapabilmek için tasarruf yetkisine ihtiyaç yoktur.
Mala o anda sahip olmak da gerekmez. Bir başkasının malı ile ilgili olarak da
geçerli bir biçimde taahhüt işlemi yapılabilir. Yapılan işlem geçerlidir. Fakat
borçlu borcunu ifa edemezse alacaklıya karşı sorumlu olur. Bu nedenle doğru
cevap B seçeneğidir.
Bu olayda bir imkansızlık
yoktur. Ayrıca T ile S arasında bir temsil ilişkisi de bulunmamaktadır. T bu
işlemi kendisi için yapmıştır. Arkadaşı S için değil. Bu nedenle aralarında bir
yetkisiz temsilin varlığından dahi söz edilemez. Dolayısıyla diğer seçenekler
doğru değildir.
S. 7. Aşağıdaki kavramlardan hangisiyle bir kimsenin aldığı
ödüncü temin etmek amacıyla ve borcunu ödediği takdirde tekrar kendisine iade
edilmek üzere taşınmazını alacaklıya temlik etmesi açıklanabilir? (2001 İdari
Yargı Hakimlik S.S.)
A) Hile B) Muvazaa C) İnançlı
temlik D) İnançlı vekâlet
E) Kanuna karşı hile
CEVAP:
Doğru cevap C seçeneğidir. Olayda
bir inançlı temlik vardır.
S. 8. Üçüncü kişinin hilesi ile ilgili aşağıdakilerden
hangisi doğrudur? (2002 İdari Yargı Hakimlik
S.S.)
A) Üçüncü kişinin hilesi her
durumda sözleşmeyi kesin olarak hükümsüz kılar.
B) Üçüncü kişinin hilesini diğer taraf biliyor
veya bilmesi gerekiyorsa, hileye uğrayan taraf sözleşmeyi iptal edebilir. C)
Üçüncü kişinin hilesi, diğer tarafça bilinmese dahi, hileye uğrayan taraf
süresi içinde sözleşmeyi iptal edebilir, ancak iyiniyetliyse,
onun zararlarını ödemek zorundadır. D)
Üçüncü kişinin hilesi taraf hilesi gibidir, hileye uğrayan taraf süresi içinde
sözleşmeyi iptal edebilir ve tazminat ödemek zorunda değildir..E)
Üçüncü kişinin hilesi ancak bir beyan hatasına yol açmışsa, sözleşme geçersiz
olur.
CEVAP:
BK. m. 28/II’ye
göre üçüncü kişinin hilesi halinde akit geçerlidir. Ancak diğer taraf üçüncü
kişinin hilesini biliyor ya da bilmesi gerekiyorsa hileye maruz kalan hile
hükümlerine göre akdi iptal edebilir. Bu nedenle doğru cevap B seçeneğidir.
S. 9. Aşağıdakilerden
hangisi aktin kurulduğu anda konusunun imkânsız
olmasının hukukî sonucudur? (2001 İdari Yargı Hakimlik
S.S.)
A) Akit batıl olur. B) Borç sona erer.
C) Akit bir yıl içinde iptal edilebilir. D) Borçlu imkânsızlığı bilmese
de alacaklının zararlarını tazmin eder ve varsa karşı edimi isteyebilir.
E) Akit yok hükmündedir.
CEVAP:
BK. m. 20’ye göre başlangıçtaki imkansızlığın
müeyyidese butlandır. Bu nedenle doğru cevap A
seçeneğidir.
S. 10.
İrade sakatlığı nedeniyle iptal hakkı ile ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi
doğrudur? (2006 Adli Yargı Hâkimlik ve Savcılık S.S. Kısmen değiştirilmiştir.)
A) Hilenin
esaslı bir nitelik taşımaması durumunda sözleşmeyi iptal hakkı kullanılamaz. B) Hileye uğrayan kimse, sözleşmenin iptali için öngörülen 1
yıllık sürenin dolmasından sonra da, bu sözleşme gereği yerine getirmekle
yükümlü olduğu edimlerin ifasından kaçınabilir.
C) Kendi kusuru ile hataya düşen taraf sözleşmeyi iptal edemez.
D) Zamanaşımını kesen durumlardan birinin mevcudiyeti halinde iptal hakkının
kullanılması için öngörülen 1 yıllık süre yeniden işlemeye başlar. E) Karşı
taraf beyan sahibinin hataya düştüğünü biliyorsa, akdin iptal edilmesi
durumunda beyan sahibinden (hata sebebiyle akdi iptal eden kişiden) tazminat
isteyemez.
CEVAP:
Hile halinde
BK. m. M. 31’de 1 yıllık bir iptal süresi öngörülmüştür. Fakat hile aynı
zamanda bir haksız fiil teşkil eder. Bu nedenle BK. m. 60/III’deki
def’i 1 yıllık süre geçse bile hileye maruz kalan tarafından ileri sürülebilir.
Böylece, eğer hileli fiil yüzünden hileye maruz kalan diğer tarafa karşı
borçlanmışsa, bu def’iyi ileri sürmek suretiyle borcu
ifa etmekten imtina edebilir. Açıkladığımız nedenlerden ötürü doğru cevap B
seçeneğidir.
A seçeneği
doğru değildir. Çünkü BK. m. 28/I’de hileye maruz
kalan kişinin hatası esaslı olmasa bile akdi iptal edebileceği düzenlenmiştir.
2. soruda
açıkladığımız nedenlerle C seçeneği de yanlıştır.
D seçeneği
de yanlıştır. Çünkü iptal hakkı zamanaşımına değil, hak düşürücü süreye
bağlıdır. Bu nedenle sürenin durması ya da kesilmesi sözkonusu
değildir.
Hakimlik
sınavında E seçeneğinde yer alan ifade henüz anlatılmayan bir konu ile ilgili
olduğu için çıkarılmış ve yerine yukarıdaki ifade konulmuştur. Bu ifade de
yanlıştır. Çünkü karşı taraf beyan sahibinin hataya düştüğünü biliyorsa,
hukukumuzda hakim olan yeni güven teorisine göre akit
beyan sahibinin gerçek iradesine göre kurulmuş olur. Böylece beyan sahibinin
akdi iptal etmesi için bir sebep kalmaz. Diğer taraf beyan sahibinin gerçek
iradesi doğrultusunda edimini ifa etmek zorundadır.
S. 11. Aşağıdakilerden
hangisi külfet değil, yükümlülüktür?
A) Satın alınan malın muayene edilmesi B) Ayıbın ihbarı
C) Faiz alacağının saklı tutulması D) Hekimin hastayı aydınlatması E) Alacaklının sözleşmeye uygun olan
ifayı kabul etmesi
CEVAP:
Hekemin hastayı aydınlatması bir koruyucu
yan yükümlülüktür. Yerine getirilmezse, bu yüzden ortaya çıkan zararların
tazmini talep edilebilir. Oysa diğer seçeneklerde verilenlerin hepsi külfettir.
Karşı tarafın bu külfetleri yerine getirmemesi halinde bir ifa davası
açılamayacağı gibi tazminat da talep edilemez. Örneğin alacaklı ifayı kabul
etmezse borçlu edimi tevdi edebilir. Fakat alacaklıyı ifayı kabule zorlayamaz.
Bu yüzden bir zararı almayacağı için tazminat da isteyemez.
S. 12. Aşağıdakilerden
hangisi eşyaya bağlı borçların özelliklerinden bir tanesidir?
A) Bu tür borçlarda da akit serbestisi
ilkesi geçerlidir. B) Sadece kanundan doğarlar.
C) Konusu sadece müspet bir edim (yapma ya da
verme edimi) olabilir. D) Eşyaya
bağlı borçlarda eşyanın zilyedi değil maliki borç altına girer ve borç mülkiyet
hakkını takip eder. E) Borç yeni maliki
bağlar fakat sonraki malikleri bağlamaz.
CEVAP:
Bu tür borçlarda akit serbestisi
değil sınırlı sayı ilkesi geçerlidir. Eşyaya bağlı borçlar sözleşmeden de doğabilirler.
Örneğin kira sözleşmesinin şerhedilmesi gibi. Bu
nedenle A ve B seçenekleri yanlıştır.
Eşyaya bağlı borç, bir eşyaya zilyet ya da malık olmak dolayısıyla bir kimsenin borç altına
girmesidir. Bu nedenle D seçeneği de yanlıştır.
Eşyaya bağlı borçlarda borç, o eşyanın tüm yeni maliklerini
bağlayacağı için E seçeneği de yanlıştır.
Doğru cevap C’dir. Çünkü eşyaya
bağlı borçların konusu olumsuz edimler olamaz.
S. 13. Aşağıdaki
ifadelerden hangisi doğrudur?
A) Takas, tek taraflı irade beyanıyla kullanılabilen
bozucu yenilik doğuran bir haktır. B) Yenilik doğuran haklar genellikle bir yıllık zamanaşımı
süresine tabidirler.
C) Yenilik doğuran hakların başkasına devri mümkün
değildir. D) Şarta bağlı yenilik doğuran
haklar şart gerçekleşmeden ileri sürülemez.
E) Hak sahibi yenilik doğuran hakkını kullandıktan sonra 1 ay içinde rücu etmezse bir daha rücu
edemez.
CEVAP:
Doğru cevap A’dır. Takas ile karşı
tarafın bir hakkı sona erdirildiği için bozucu yenilik doğuran bir haktır. Bu
hak tek taraflı bir irade beyanıyla kullanılabilir. Diğer tarafın kabul
beyanına ihtiyaç yoktur.
B seçeneği yanlıştır. Çünkü yenilik doğuran haklar hak
düşürücü süreye bağlıdır.
C de yanlıştır. Çünkü bu haklar, ait oldukları hukuki ilişki ile birlikte bir
başkasına devredilebilirler.
Yenilik doğuran haklar şarta bağlanamayacağı için D seçeneği
de yanlıştır.
Yenilik doğuran haklar kullanıldıktan sonra rücu edilemez. Bu nedenle E seçeneği de yanlıştır.
S. 14. Def’i ile ilgili
söylenenlerden hangisi doğrudur?
A) Varlığı tartışmasız bir biçimde kabul edilen def’ilere kesin def’iler; doğup doğmadığı henüz belli
olmayan def’ilere ise kesin olmayan def’iler denir.
B) Def’iyi menfaati olan herkes ileri sürebilir. C)
Def’i, borcun doğmadığı yahut sona erdiği veya geçersiz olduğunun ileri
sürülmesidir. D) Def’i, hakim
tarafından resen dikkate alınamaz. E) Def’i hakkı doğduktan sonra 1 yıl
içinde ileri sürülmezse bir daha ileri sürülemez.
CEVAP:
Kesin def’i, karşı tarafın hakkını kesin olarak ortadan
kaldıran def’idir. Örneğin zamanaşımı def’i gibi. Kesin
def’ilerin karşısında geciktirici def’iler yer
alırlar. Bunlar hak sahibinin hakkını belli bir süre (geçici olarak) ileri
sürmesini engellerler. Örneğin ödemezlik def’i ya da kefilin
def’i gibi. Bu nedenle A seçeneği yanlıştır.
Def’i bir hak olduğundan sadece hak sahibi ileri sürebilir.
Dolayısıyla B de yanlıştır.
Borcun doğmadığı, sona erdiği ya da geçersiz olduğunun ileri
sürülmesi def’i değil itiraz olduğu için C de yanlıştır.
Def’i hakkı ilk cevap layihasında yahut ilk celsede ileri sürülmelidir.
1 yıllık bir süre yoktur. Onun için E seçeneği de yanlıştır.
Doğru cevap D’dir. Çünkü def’’i
bir haktır. Hak sahibi tarafından ileri sürülmesi gerekir. Hakim
tarafından resen dikkate alınamaz.
S. 15. Yeni güven
teorisi aşağıdakilerden hangisinin beyana verdiği anlamı esas almıştır?
A) Beyan sahibinin B) Somut olaydaki muhatabın
C) Farazi muhatabın D) Hem farazi,
hem somut olaydaki muhatabın E) Objektif üçüncü kişinin
CEVAP:
Doğru cevap D seçeneğidir. Çünkü yeni güven teorisi farazi muhatap
ile somut olaydaki muhatabın bildiği ve bilmesi gereken tüm şartları dikkate
alarak, muhatabın beyan sahibini yanlış anlamakta haklı olup olmadığını
araştırmaktadır.
S. 16. Aşağıdakilerden
hangisi hukuki işlem benzeri fiildir?
A) İhtar B) Fesih C) İkrar
D) İkametgah tesisi E) Sözleşmeden dönme
CEVAP:
Doğru cevap A seçeneğidir. Fesih ve sözleşmeden dönme tek
taraflı hukuki işlem, ikametgah tesisi maddi fiil,
ikrar ise bir tasavvur (bilgi) açıklamasıdır.
S. 17. Aşağıdakilerden
hangisi uyarlamanın şartlarından biri değildir?
A) Sözleşme yapılırken var olan şartlar daha sonra değişmeli
ve edimler arasındaki denge önemli ölçüde bozulmalıdır. B) Şartlarda meydana
gelen değişiklik önceden öngörülemeyen bir değişiklik olmalıdır. C) Edimin ifasına
başlanmamış olmalıdır. D) Edimler
arasındaki dengenin bozulmasının sebebi, şartlardaki öngörülemeyen değişiklik
olmalıdır. E) Sözleşmede uyarlamayı yasaklayan bir hüküm bulunmamalıdır.
CEVAP:
Uyarlamanın yapılabilmesi için edimin ifa edilmemiş (ifanın
tamamlanmamış) olması gerekir: İfaya başlanıp başlanmadığı önemli değildir.
Zaten uyarlama genellikle sürekli borç ilişkilerinde, ifaya başlandıktan bir
süre sonra gündeme gelmektedir. Bu nedenle doğru cevap C seçeneğidir.
Diğerlerinin tamamı uyarlamanın şartlarıdır.
S. 18. Aşağıdakilerden
hangisinde muhtemel zarar vardır?
A) Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin çalışma gücünü yüzde
elli oranında kaybetmesi
B) Şahsiyet hakkı ihlâl edilen genç kızın iyi bir evlilik yapma
şansını kaybetmesi C) İş makinesi zarar
gören (A)’nın, bir süre üretim yapamadığı için kâr
kaybına uğraması D) Bir böbreğini kaybeden kişinin diğer böbreğinin de hastalanma riskinin
olması E) Babaları öldürülen
çocukların baba desteğinden yoksun kalmaları
CEVAP:
A ve B seçeneklerinde müstakbel zarar vardır. Hakim tazminat hesabını yaparken kar kaybı gerçekleşmişse bu
zarar mevcut zarar olur. Henüz gerçekleşmemişse bu da müstakbel zarardır. E
seçeneğindeki zarar da müstakbel zarardır. Ancak D seçeneğindeki zarar muhtemel
zarardır. Çünkü bir böbreğini kaybeden kişinin diğer böbreğinin de hastalanıp
hastalanmayacağı belli değildir. Bu belki ilave bir riskin gerçekleşmesiyle
ortaya çıkabilecek olan bir durumdur. Fakat böyle bir zara hiç olmayadabilir. Bu nedenle doğru cevap D seçeneğidir.
S. 19. Aşağıdakilerden
hangisinde ortak illiyet yoktur?
A) İki kişinin birlikte (A)’nın
arabasını iterek uçurumdan aşağı atmaları B) İki grubun karıştığı bir kavgada (B)’nin
yaralanması ve fakat (B)’yi yaralayanın tespit edilememesi.
C) İki ayrı fabrikanın atıklarının karışarak göl suyunun
zehirlenmesine sebep olmaları
D) İki hemşirenin birbirin-den habersiz olarak hastaya normal
dozda ilaç vermeleri ve fakat iki defa ilaç verildiği için yüksek dozdan dolayı
hastanın ölmesi. E) Yiğit’in, tek başına
dövemeyeceği hasmını, arkadaşlarından yardım alarak dövmesi
CEVAP:
B Seçeneğinde verilen olayda seçimlik illiyet bulunmaktadır.
Diğerlerinin hepsi ortak illiyetdir. Doğru cevap B’dir.
S. 20. İmza hakkında
söylenenlerden hangisi doğrudur?
A) Bir kimsenin bir imzası olabilir. Aynı imzanın her yerde
kullanılması gerekir. B) İmza mutlaka el
ile atılmalıdır. Başka bir uzuvla atılan imza geçerli değildir. C) İmza yerine paraf atmak, metni çekince koyarak
kabul etmek anlamına gelir.
D) Okuma yazma bilmeyenler imza yerine mühür de
kullanabilirler. Fakat kıymetli evrak düzenleniyorsa, basılan mührün noter
tarafından onaylanması gerekir. E) Körlerin imzası da normal bir insanın imzası gibi sonuç
doğurur ve imza atanı bağlar. Resmi bir makam tarafından onaylanması gerekmez.
CEVAP:
Bir kimsenin he yerde aynı imzayı kullanması şart değildir.
Bu yüzden A seçeneği yanlıştır.
İmzanın başka bir uzuv ile atılması da mümkündür. Bu durum
imzayı geçersiz hale getirmez. Dolayısıyla B de yanlıştır.
Paraf7ın çekince koymak gibi bir anlamı bulunmamaktadır.
Paraf kısa imzadır ve geçerli bir imzanın sonuçlarını doğurur.
İmza atamayanlar kıymetli evrak düzenleyemezler. Kıymetli
evrakta mühür vs. kullanılamaz. Bu nedenle D de yanlıştır.
BK. m. 14/III’de “amaların imzaları usulen tasdik olunmadıkça yahut imza
ettikleri zaman muamelenin metnine vakıf oldukları sabit olmadıkça onları ilzam
etmez” hükmü yer alıyordu. Bu hüküm 1/7/2005 tarihinde
kaldırılmıştır. Böylece amaların imzalarının ama
olmayanlarınkinden hiçbir farkı kalmamıştır. Bu nedenle doğru cevap E
seçeneğidir.
S. 21. İptal hakkı ile ilgili olarak aşağıda
söyle-nenlerden hangisi yanlıştır? (Geçmiş
yıllarda sorulmuştur)
A) İptal hakkının kullanılması halinde sözleşme
geleceğe etkili olarak ortadan kalkar. B) İptal hakkından feragat eden ve
akdi ayakta tutmak isteyen kişi, buna rağmen karşı taraftan tazminat talep
edebilir. C) İrade sakatlığı hallerinde
iptal hakkı 1 yıl içinde kullanılmalıdır. Fakat kanun bu konuda 10 yıllık bir
üst sınır öngörmemiştir. D) İptal hakkı bozucu yenilik doğuran haklardandır.
Şekle tâbi değildir. E) Kanunî süre içinde bu hak kullanılmazsa, hak sahibi
iptal hakkından feragat etmiş sayılır. Kanunda öngörülen süre zamanaşımı süresi
değil, hak düşürücü süredir.
CEVAP:
A seçeneğindeki ifade yanlıştır. Çünkü iptal kural olarak
geçmişe etkili sonuçlar doğurur. Bu nedenle doğru cevap A’dır.
S. 22. Aşağıdaki ifadelerden hangisi yanlıştır? (Geçmiş
yıllarda sorulmuştur)
A) Hukukî muamelenin etkinlik unsurlarının eksik olması
halinde eksiklik müeyyidesi söz konusu olur.
B) Eksikliği hâkim resen dikkate alır.
C) Butlanın ileri sürülmesi bir def'i değil itirazdır. D) Kanunun iptal hakkı için öngördüğü süre
dolmadan iptal hakkı sahibi ölürse, bu hak mirasçılara geçer.
E) İptalin ileri sürülmesi bir def'i değil itirazdır.
CEVAP:
İptal bir haktır. Dolayısıyla iptalin ileri
sürülmesi itiraz değil def’idir. E seçeneğindeki ifade yanlış olduğundan dolayı
doğru cevap E’dir.
S. 23. Aşağıdakilerden hangisi doğrudur? (Geçmiş
yıllarda sorulmuştur)
Sözleşmenin kurulabilmesi için tarafların;
A) Sadece objektif esaslı noktalar üzerinde anlaşmaları
yeterlidir. B) Objektif
ve sübjektif esaslı noktalar üzerinde mutlaka anlaşmaları gerekir. Yan noktalar
üzerinde anlaşmaları şart değildir C)
Objektif ve sübjektif esaslı noktalarla objektif yan noktalar üzerinde mutlaka
anlaşmaları gerekir. Sübjektif yan noktalar üzerinde anlaşmaları şart
değildir. D) Objektif esaslı noktalarla
objektif yan noktalar üzerinde mutlaka anlaşmaları gerekir. Diğer noktalarda anlaşmaları
şart değildir. E) Tüm esaslı ve yan
noktalar üzerinde anlaşmaları gerekir.
CEVAP:
Bu sorunun doğru cevabı B’dir.
Çünkü akdin kurulabilmesi için tüm objektif ve sübjektif esaslı noktalar
üzerinde anlaşma gerekil ve yeterlidir. Yan noktalar üzerinde de anlaşmış olmak
gerekmez.
S. 24. Aşağıdakilerden hangisi borçlar hukukuna hâkim olan ilkelerden biri
değildir? (Geçmiş yıllarda
sorulmuştur)
A) Kusurlu sorumluluk ilkesi B) Akitlerde ivazlılık ilkesi
C) Üçüncü kişiler aleyhine borç kurulamaması ilkesi
D) Alacaklının ikametgahında ifa ilkesi E) Dürüstlük ilkesi
CEVAP:
Borçlar hukukunda alacaklının ikametgahında
ifa ilkesi diye bir ilke bulunmamaktadır. Tam tersine borçlunun ikametgahında ifa ilkesi vardır. Bu nedenle doğru cevap D
seçeneğidir.
S. 25. Culpa in contrahendo nedir? (Geçmiş yıllarda sorulmuştur)
A) Ödemezlik def'i B) Akit öncesi kusurlu davranıştan dolayı sorumluluk C) Kusurlu ifa imkânsızlığı D) Üçüncü kişinin ağır kusuru E) Sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması
Culpa in contrahendo,
akit öncesi kusurlu davranıştan dolayı sorumluluk demektir. Doğru cevap B
seçeneğidir.
İmtihanınızın iyi
geçmiş olmasını dilerim.
Prof. Dr. Şahin AKINCI