S.Ü. SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ ÖZEL HUKUK BÖLÜMÜ
TEZSİZ YÜKSEK LİSANS PROGRAMI
2007 – 2008 ÖĞRETİM YILI BAHAR DÖNEMİ
SORUMLULUK HUKUKU FİNAL İMTİHANI
03.08.2008
ÖĞRENCİNİN ADI SOYADI:
NO:
TALİMAT: 1. süre 35 dakikadır. 2. Test sorularının her biri 6 puandır. Yanlışlar doğruları götürmez. Metin sorularının ise her biri 20 puandır. 3. Tükenmez ya da mürekkepli kalem kullanılacaktır. Cevapları cevap anahtarına, ilgili seçeneğin üzerine (X) işareti koyarak işaretleyiniz. 4. İptal ettiğiniz seçeneğin yanına iptal yazarak açıkça belirtiniz.
TEST SORULARI
S. 1. Bir gazinoda çok miktarda içki içerek sarhoş olan A, hesabı ödemeden çıkarken, kolundan tutarak çıkmasını engellemek isteyen garson G’nin başına şişeyle vurarak onu yaralamıştır. G, A’dan hastane masraflarını ve diğer zararlarını talep etmiştir.
Bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? (Ad. Bak. Ad. Yar. Hkm. ve Sav. Aday. / 2007)
a) A, meşru savunmada bulunduğundan, G’nin zararlarını ödemek zorunda değildir. b) A, arkadaşlarının kasıtlı olarak kendisinin içmesini engellememiş olmalarını kanıtlamış olsa da, G’nin zararlarını ödemek zorundadır. c) A, olay sırasında tam ehliyetsiz olduğundan bu zararlardan sorumlu değildir. d) A, ancak hakkaniyet gerektiriyorsa G’nin zararlarını ödemek zorundadır. e) A’nın sarhoş olarak bu fiilde bulunması bir kısıtlama nedenidir.
S. 2. A, B’den 10 000 YTL’ye bir mal satın almıştır. Aynı cinsten mal Ü tarafından A’ya 12 000 YTL’ye teklif edilmiş fakat A, fiyatı daha elverişli bulduğundan bu teklifi reddederek B ile sözleşme yapmıştır. B, malı teslimde temerrüde düştüğü için A sözleşmeden dönmüş ve bu malı C’den 13 000 YTL’ye almak zorunda kalmış ve B aleyhine tazminat davası açmıştır. Buna göre, A’nın B’den talep edebileceği zararın miktarı ve niteliği nedir? (Ad. Bak. Ad. Yar. Hkm. ve Sav. Aday. / 2007)
a) 3000 YTL, müspet zarar b) 1000 YTL, müspet zarar c) 2000 YTL, menfi zarar
d) 1000 YTL, menfi zarar e) 3000 YTL, menfi zarar
S. 3. M, antika bir Çin vazosunu 01.02.2005 tarihinde T’ye 20 000 YTL karşılığında satar. Sözleşmede vazonun T’ye teslim tarihi 01.03.2005 olarak kararlaştırılmıştır. M, 26.02.2005 tarihinde, teslim tarihinin yaklaşması nedeniyle ifa hazırlıklarına başlar ve vazoyu ambalajlamak isterken dikkatsizliği sonucunda elinden düşürerek parçalanmasına yol açar.
Bu olayla ilgili aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur? (Ad. Bak. Adli Yar. Hkm. Aday. / 2006)
a) Vazonun teslimi imkânsız olduğu için sözleşme batıldır. b) Sözleşme geçerli olarak kurulmuştur; ancak vazonun tesliminin imkânsız hale gelmesi nedeniyle sona erer. c) T, vazonun tesliminin M’nin kusuru yüzünden imkânsızlaşması nedeniyle Borçlar Kanunu m. 96’ya göre menfi zararının tazminini talep edebilir. d) T, M’den müspet zararının tazminini talep edebilir. e) Olayda teslim için belirli vade kararlaştırıldığından T’nin M’yi temerrüde düşürebilmesi için ihtarda bulunmasına gerek yoktur.
S. 4. Aşağıdakilerden hangisi BK. m. 55’de düzenlenen adam çalıştıranın sorumluluğu için söylenemez?
a) Bu bir kusursuz sorumluluktur. b) Çalıştıran ile çalışan arasında bağımlılık ilişkisinin bulunması gerekir. c) Kurtuluş beyyinesi getirilebilir. d) Adam çalıştıran ile zarar gören arasında önceden kurulmuş bir borç ilişkisi bulunmalıdır. e) Zararı tazmin eden adam çalıştıranın çalışana rücu imkânı vardır.
S. 5. Aşağıdakilerden hangisi yapı eseri malikinin sorumluluğu için söylenemez?
a) Yapı eseri maliki, yapım bozukluğu ya da bakım eksikliği önceki malikin zamanında gerçekleşse bile ortaya çıkan zarardan sorumludur. b) Bu bir kusursuz sorumluluktur.
c) Malik, olağanüstü haller zarara sebep olmuşsa sorumlu tutulamaz. d) Malikin, kendisine karşı sorumlu olan kişilere rücu etme imkânı vardır. e) Kanunda yapı eseri malikine kurtuluş beyyinesi getirme imkânı tanınmamıştır.
S. 6. Aşağıdakilerden hangisi BK. m. 54’de düzenlenen temyiz kudretine sahip olmayan kişilerin sorumluluğu için söylenemez?
a) Kendi iradesi olmaksızın temyiz kudretini geçici olarak kaybeden kişi, bu esnada verdiği zarardan dolayı bu hükme göre sorumlu tutulabilir. b) Bu bir olağan sebep sorumluluğudur. c) Somut olayda, zarar verenin temyiz kudreti bulunsaydı yine aynı şekilde davranırdı ve bu davranış kusurlu bir davranış olarak nitelendirilemezdi denilebiliyorsa, temyiz kudreti olmayan kişinin sorumluluğuna hükmedilemez. d) Bu bir kusursuz sorumluluktur. e) Temyiz kudreti olmayan kişinin kurtuluş beyyinesi getirerek sorumluluktan kurtulma imkânı bulunmamaktadır.
S. 7. Aşağıdakilerden hangisi doğrudur?
a) İki işletenin birbirlerine verdikleri maddî zararlardan dolayı sorumlulukları tehlike sorumluluğu değil, kusur sorumluluğudur. b) Zarara yol açan araç işletilme halinde değilse sorumluluk kusur sorumluluğudur. c) Motorlu aracı çalan ya da gasp eden kişilerin sorumluluğu tehlike sorumluluğudur. d) Bir aracı kısa süreliğine de olsa ödünç alan kişi işleten sıfatıyla sorumlu tutulur. e) İşletenin kusursuz sorumluluktan kurtulabilmesi için illiyet bağının kesildiğini ispat etmesi gerekli ve yeterlidir.
S. 8. Aşağıdakilerden hangisi aile başkanının sorumluluğu için söylenemez?
a) Aile başkanlığı kurumu yeni Medenî Kanun ile kaldırıldığı için artık anne ve baba birlikte başkanlık ederler ve çocukların zararından müteselsil olarak sorumlu tutulurlar. b) Aile başkanı, zararın ortaya çıkmaması için gereken özeni gösterdiğini ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir.
c) Aile başkanının sorumluluğu bir olağan sebep sorumluluğudur. d) Aile başkanı sadece kanunda sınırlı olarak sayılmış bulunan kişilerin davranışlarından dolayı sorumludur. e) Aile başkanının sözleşme ile belirlenmesi mümkündür.
S. 9. A ile B, çok kızdıkları C’nin otomobilini iterek uçurumdan aşağı atarlar. Bu olayda nasıl bir illiyet vardır?
a) Ortak illiyet b) Yarışan illiyet c) Seçimlik illiyet d) Farazi illiyet e) Önüne geçilen illiyet
S. 10. Aşağıdakilerden hangisi tazminattan indirim sebebi değildir?
a) Zayıf illiyet bağı b) Zarar görenin rızası c) Somut olayın özellikleri d) Zarar görenin bünyevi istidadı e) ihkak-ı hak
METİN SORULARI
I. Aşağıdaki mahkeme kararını değerlendiriniz. (Yargıtay Dördüncü Hukuk Dairesi’nin 25.2.1992 tarih; E.1990/12979; K.1992/2257 sayılı kakarından alınmıştır).
“Davacı şirket vekili, müvekkili şirketin ortağı ve aynı zamanda müdürü olan Gürbüz'ün 25.2.1988 günü davalılara ait aracın karıştığı trafik kazasında ağır şekilde yaralandığını, şirketin tüm teknik ve idari işlerini yürüten ve inşaat mühendisi olan Gürbüz'ün uzun süreli tedavisi sebebiyle İller Bankası Genel Müdürlüğü'nün "yerleşik içme suyu inşaatı işini" başkasına devir zorunda kaldıklarını ve bu yüzden zarara uğradıklarını ileri sürerek, fazlaya ait talep hakları saklı kalmak üzere şimdilik 3.000.000 TL. tazminatın faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesine" talep ve dava etmiş, mahkemece bilirkişi raporundaki görüş esas alınarak, davacı şirketin sermaye şirketi olduğu ve yaralanmaya neden olay ile davacı şirketin doğmuş olabilecek zararı arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.”
BU OLAYDA YARGITAY DOĞRU B İR KARAR VERMİŞTİR. YARGITAY KARARININ TAMAMI ŞU ŞEKİLDEDİR.
http://www.hukuki.net/ictihat/9012979_4h.asp
T.C
Y A R G I T A Y
Dördüncü Hukuk Dairesi
E. 1990/12979
K. 1992/2257
T. 25.2.1992
* UYUŞMAZLIĞIN ÇÖZÜMÜ
ÖZET : Konu, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile
çözümlenmesi mümkün olan nitelikte olmakla, uyuşmazlığın çözümü için
bilirkişi görüşüne başvurulması Usulün 275. maddesinin ikinci cümlesi hükmüne
aykırıdır.
(1086 s. HUMK. m. 275)
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine yapılan yargılama sonunda, ilamda
yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine ilişkin hükmün süresi içinde davacı
şirket avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine; tetkik hakimi tarafından
düzenlenen rapor okunduktan sonra dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Davacı şirket vekili, müvekkili şirketin ortağı ve aynı zamanda müdürü olan
Gürbüz'ün 25.2.1988 günü davalılara ait aracın karıştığı trafik kazasında
ağır şekilde yaralandığını, şirketin tüm teknik ve idari işlerini yürüten ve
inşaat mühendisi olan Gürbüz'ün uzun süreli tedavisi sebebiyle İller Bankası
Genel Müdürlüğü'nün "yerleşik içme suyu inşaatı işini" başkasına devir
zorunda kaldıklarını ve bu yüzden zarara uğradıklarını ileri sürerek, fazlaya
ait talep hakları saklı kalmak üzere şimdilik 3.000.000 TL. tazminatın
faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesine"
talep ve dava etmiş, mahkemece bilirkişi raporundaki görüş esas alınarak,
davacı şirketin sermaye şirketi olduğu ve yaralanmaya neden olay ile davacı
şirketin doğmuş olabilecek zararı arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı
gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Öncelikle konu, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile
çözümlenmesi mümkün olan nitelikte olmakla, uyuşmazlığın çözümü için
bilirkişi görüşüne başvurulması Usulün 275. maddesinin ikinci cümlesi hükmüne
aykırıdır.
Öte yandan, davacı şirketin ortağı ve yöneticisi olan kişinin davalı yanın
karıştığı trafik kazasında ağır yaralanması sonucu ihale suretiyle alınan
işin (sözleşme hükmü nedeniyle yürütülemeyip) üçüncü kişiye devredildiği ve
bu yüzden zarara uğranıldığı ileri sürüldüğüne göre, iddia edilen zararla
davaya konu trafik olayı arasında uygun illiyet bağının bulunmadığının kabulü
de tartışılmalıdır. Uygun illeyet bağı olayların normal akışı, hayat
deneyleri sorumluluğu doğuran olayın meydana getirmek hususundaki genel
eğilimi gibi olasılık kıstaslarına dayandığı için, olayın koşullarının
genelleştirilme biçimine göre, dava konusu haksız eylem ile davacı şirketin
iddia ettiği zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğu kabul edilebilir.
Ancak sözleşme dışı sorumlulukta, Türk-İsviçre hukukunda, kural olarak,
yalnız haksız fiilden doğrudan doğruya zarar gören, hukuk kuralının ihlal
edilmesiyle bu kuralın korumak gayesini istihdaf ettiği varlıkları doğrudan
doğruya haleldar olan şahısların tazminat talep edebileceği,... hukuken
korunan varlığın haleldar edilen şahıstan gayrı, ihlal neticesinde
dolayısıyla (fiilin tesirlerinin in'ikası, tabir caizse sıçraması suretiyle)
zarar gören şahıslar varsa, bunların tazminat isteyemeyecekleri kabul
edilmektedir (Prof. Dr. Haluk Tandoğan, Üçüncü Şahsın Zararının Tazmini,
Ankara 1963, Sh. 1 vd.). Bunun tek istisnası Borçlar Kanununun 45/2.
maddesindeki ölenin yardımlarından mahrum kalanların da, bu zararlarını
isteyebileceklerine dair hükümdür. Dolayısıyla zarar gören şahısların
tesbitinde, ihlal edilen hukuk kuralının kimleri himayeyi amaçladığı
gözönünde tutulur; bu mesele, hukuka aykırılık bağı kavramıyla alakalıdır.
Görüldüğü üzere dolayısıyla zarar gören şahıs kavramı, tazminat talebinde
bulunmağa selahiyetli şahısların sahasının tahdidi meselesi ile alakalıdır.
Bu bakımdan dolayısıyla zarar gören şahsın zararı haksız fiile uygun illiyet
rabıtasıyla bağlı olsa dahi, bu şahıs yine de tazminat talebinde bulunamaz;
zira o, ihlal edilen hukuk kuralının himaye ettiği şahıslar kategorisine
girmemektedir.
Temyize konu olayda, davacı şirketin dolayısıyla zarar gören şahıs olduğu
gerçeği ortadadır. Trafik kazasına neden olan davalıların haksız eylemi
yönünden cismani zarara uğrayan davacı şirketin ortağı ve müdürü olan Gürbüz
"doğrudan doğruya zarar gören" kişi durumundadır ve davalıların ihlal ettiği
trafik kuralı (hukuk normu) onu korumayı amaçlamaktadır. Yoksa, davalıların
haksız eylemleriyle ihlal ettikleri hukuk normu (trafik kuralı) dolayısıyla
zarar gören davacı şirketi koruma amacını gütmediğinden; o yoksun kaldığını
iddia ettiği kazanç için davalılardan tazminat talebinde bulunamaz.
Yukarda açıklanan esaslar gözetilerek davacı şirketin davasının "dava hakkı
bulunmadığından dolayı" reddedilmesi gerekirken, zararla eylem arasında uygun
illiyet bağı bulunmadığı görüşünden hareketle hüküm kurulmuş olması yeterli
değilse de, sonuçta dava reddedilmiş olmakla, Usulün 438. maddesi uyarınca
kararın gerekçesi değiştirilmek ve düzeltilmek suretiyle onanması yoluna
gidilmiştir.
S o n u ç : Temyiz olunan kararın açıklanan nedenlerle gerekçesi değiştirilmek
ve düzeltilmek suretiyle (ONANMASINA) ve onama harcının temyiz edene
yükletilmesine, 25.2.1992 gününde oybirliğiyle karar verildi.
II. Objektif ve sübjektif manevi zarar teorilerini açıklayınız.